Özel Gereksinimli Çocukların Ailelerine Önemli Uyarılar

Bir insanın hayatta sahip olabileceği en güzel duygulardan biri hiç kuşkusuz anne-baba olmaktır. Her yetişkin, hamile olmadan önce bile nasıl bir çocuğu olacağını, kime benzeyeceğini, adının ne olacağını vb. konuları düşünür ve bunlarla ilgili hayal kurar. Herkesin hayalinde ideal mükemmel bir çocuk vardır. Tabi özellikle hamilelik esnasında kız olsun erkek olsun veya kime benzediği  fark etmez, sağlıklı olsun yeter gibi söylemlerde de aileler bulunurlar fakat bu sadece bir temenni şeklindedir. Buna ilişkin araştırmalar yapmazlar veya bu durumda ne yapacakları hakkında bir fikirleri yoktur. Bu yüzden doğacak olan veya doğan bebeğin özel gereksinimli bir çocuk olacağının öğrenilmesiyle ailenin adeta dünyası başına yıkılır. Şok, durumu reddetme, bu durumla ilgili kendini ve başkalarını suçlama ‘keşke o koltuğu kaldırmasaydım, başka doktora gitseydim vb.’, acı çekme ve depresyon, çareler arama gibi aşamalardan geçerler. Özel gereksinimli bir çocuğa sahip olmak zordur. Önemli olan bu aşamalardan geçip, çocuğu olduğu gibi kabullenmektir.

*Özel gereksinimli bir çocukta erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Hiç vakit kaybetmeden bir tanı koyulması ve bu tanıya ilişkin sağlık, eğitim hizmetlerine bir an önce başlanması gereklidir.

*Çocuğu eksiklikleriyle fazlalıklarıyla birlikte, olduğu gibi, hiç vakit kaybetmeden kabullenmek çok önemlidir.

*Çocuğu olduğu gibi kabullenmek, toplumsal hayattta yaşayacağı zorlukların da üstesinden gelmenize yardımcı olacaktır. Akrabalarınızın, komşularınızın, hatta tanımadığınız sadece bir kez karşılaştığınız yabancıların bile bakışlarına veya sözlerine maruz kalabilirsiniz. Bu durumdan hem çocuğunuzun hem de kendinizin en az şekilde etkilenmeniz için çocuğunuzu olduğu gibi kabullenmek önemlidir.

*Çocuğunuzu asla sosyal ortamlardan kısıtlamayın, eve kapatmayın ve başkalarının yanına götürmekten çekinmeyin. Bol bol açık havaya çıkartın, bulunduğu çevreyi onlara tanıtın, akranlarıyla bir araya gelebileceği ortamlara götürün ve onlarla iletişim kurmalarına faydalı olacak aktiviteler yapmalarına fırsat verin.

*Çocuklarınıza hedefler koyun ancak yapabileceklerinden fazlasını beklemeyin, asla akranlarıyla kıyaslamayın. Ali yapmış sen neden yapamıyorsun gibi cümleler kurmayın.

*Yapabileceğinden daha azını beklemeyin. Benim çocuğum zaten özel gereksimli bir çocuk, hiçbir şey yapamaz, yemeğini de ben yedireyim, üstünü de ben giydireyim gibi aşırı koruyucu tutumla yaklaşmayın. Yapabilecekleri şeyleri yapmalarına fırsat tanıyın. Böylelikle çocuklarınıza özgüven de aşılamış olursunuz.

*Çocuklarınıza kararlı ve tutarlı davranın. Yani bir ebeveyn bir konuda izin veriyorsa veya evet diyorsa diğer ebeveyn de aynı görüşte olsun. Tutarlı davranmadığınız zaman çocuk; boşlukları kullanmayı öğrenecek ve bu durum çocuğunuzda davranış problemlerine neden olacaktır. Aynı ebeveynin de farklı zamanlarda aynı konulara olan tepkisi aynı olmalıdır. Örneğin yanlış bir davranışı bir gün görmezden gelip, diğer gün kızarsanız yine bu durum çocukta doğruyu yanlışı tam olarak ayırt edememeye yol açacağı için davranış problemini birlikte getirecektir.

*Çocuğunuzun olumlu davranışlarını pekiştirin. Bunu ödüllerle sağlayabilirsiniz. Her zaman maddi ödüller olmasına da gerek yoktur. Bazen sarılmak, aferin demek, öpmek, marketten çikolata almaktan çok daha fazla işe yarayacaktır. Bunu göreceksiniz.

*Olumsuz davranışları asla pekiştirmeyin. Örneğin ağladığı için, sussun diye ona ödüller vermeyin. Bu durum ağlama, bağırma kendini yere atma gibi kötü davranışların artmasına yol açacaktır.

*Olumlu davranışın görülmemesi de olumsuz davranışlara sebep olabilir. Örneğin kardeşiyle birlikte güzel bir şekilde oyun oynayan çocuğunuzu görmezden geldiniz. Daha sonra kardeşine oyuncak fırlattı ve hemen yanlarına gittiniz. Bundan sonra çocuğunuz siz yanında olun diye kötü davranışlar yapmaya devam edecektir. Çocuğum dikkat çekmek için bu davranışta bulunuyor gibi aile söylemleri bu durumun tam örneğidir.

*Vereceğiniz ödülün de cezanın da neden olduğunu mutlaka çocuğunuza belirtin. Böylelikle çocuuk, yaptığı davranış ve bunun sonuçları konusunda farkındalık kazanmış olur.

*Çocuğunuza asla fiziksel veya psikolojik cezalar vermeyin. Vurma, zarar verme, hakaret etme gibi davranışlarınız; çocuğunuzla aranızı açacağı gibi, kötü davranışın ortadan kalkması için de hiçbir yararı olmayacaktır.

*Çocuğunuzu eğitimden mahrum bırakmayın. Özel gereksinimi olan tüm çocuklarda özel eğitim esastır. Bunun yanında okulların sağlamış olduğu destek eğitimlerden de mutlaka faydalanın.

*Çocuğunuza evde de eğitim verin. Özbakım becerilerini kendisinin yapmasını öğretin. Günlük yaşamda ihtiyaç duyacağı, masa hazırlama, sandviç yapma, toz alma, düğme dikme veya toplumsal yaşamda ihtiyaç duyacağı fatura yatırma, otobüse binme, atm’den para çekme gibi becerileri öğretin.

*Diğer özel gereksinimli bireylerin aileleriyle bir araya gelin. Duygularınızı, düşüncelerinizi, fikirlerinizi paylaşın.

*Çocuğunuzun tanısı hakkında bilgi edinin. Bu sayede çocuğunuza karşı olan davranışlarınızı, çocuğunuzun eksiklerini, bu eksikliklerin kaynağını ve çocuğunuzun gelişimini daha yakından takip etme olasılığınız olacaktır.

*En önemlisi de çocuğunuza mutlaka sevginizi gösterin. SEVGİNİN AÇAMAYACAĞI BİR KAPI YOKTUR.

Merve Fidan

Psikolog