Erken Çocukluk Dönemini Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Yaşamın en değerli yılları 0-6 yaş dönemini kapsayan mücevher yıllardır. Bu dönemde hem iyi bir gözlemci olarak yavrumuzu yakından izlemeli hem de izlerken onunla kaliteli vakit geçirmeliyiz. Kaliteli vakit; onunla zaman geçirirken onun ilerlemesine, gelişmesine, öğrenmesine katkı sağlayacak anlamlı dokunuşlarla; rehber olunarak, içi dolu dolu geçirilen zamandır. Burada önemli olan rehber olmanın nitelikli oluşudur. Geçirilen sürenin uzunluğu değil çocuğumuzu ne kadar beslediği, doyurduğudur.

Bu dönemde gerek ebeveynleri olarak gerekse eğitim aldığı kişiler olarak bireye sunduğumuz yaşantı, yaptığımız gözlem, doğru destekleme; onun hayatının yapı taşları olacaktır. Hayatı boyunca en istendik hedeflere ulaşmasında atılan temel ya da neden ulaşamadığı, ulaşmakta niçin zorlandığı konusunda bizlere ipucu olacaktır. İleri ki yıllarda yaşadığımız herhangi bir psikolojik, sosyal, duygusal problemde bir uzmandan yardım almaya gittiğimizde duyduğumuz; “Çocukluğuna inmek gerek’’ söylemi de bundan kaynaklıdır. Bu nedenledir ki; gelişimde olmazsa olmaz ilkemiz “KRİTİK DÖNEM’’ kavramını yani bildiğimiz haliyle “Ağaç yaşken eğilir’’ atasözünü erken çocukluk döneminde asla aklımızdan çıkarmamalıyız.Örneğin;okuma-yazma öğrenme becerisinde kritik dönem 6-7 yaş civarındadır,ilerki yıllarda öğrenilmesi imkansız değil ancak zorlaşıp,öğrenme süresi uzayabilir.Ya da konuşmada kritik dönem 2-3 yaş civarıdır, 6-7 yaşa kadar işitme kaybı olan bir çocuğun tıbbi tedavileri yaptırılıp o çocuk seslerle tanıştırılmazsa konuşma öğrenmesi  imkansız bir hal alabilir.

Erken çocukluk döneminde iyi bir gözlemci olmak çok önemlidir. Çocuğumuzun yapabildikleri, öğrenebildikleri bize gelişimi ile ilgili en somut kanıttır. Bir uzmana gittiğinizde dahi sürekli annenin gözlemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle birden fazla çocuğu olan anneler tecrübelioldukları için ikinci veya sonraki anneliklerinde çocuklarındaki gelişimsel süreci daha rahat fark edebilmektedirler. Çünkü gelişim her çocukta aynı aşamalardan geçer ve ilk annelik her zaman ikinci çocukta; anneyi kıyaslama yapmaya farkı fark etmeye zorlar. Bu istem dışı bir durumdur. Önemli olan çocuğu iyi gözlemlemek, normal gelişim sürecini takip eden bir çocukla iyi bir kıyaslama yapmakbize var olan veya eksik olan gelişimsel basamakları anlamada yardımcı olacaktır.

Buna paralel olarak gelişimde bir diğer önemli unsur olan “BİREYSEL FARKLILIKLAR’’ konusuna geçmek istiyorum. Kıyaslama yaparken unutmamamız gereken her çocuk aynı gelişim dönemlerini seyreder ancak bu bir kaç ay farkla farklı zamanlarda olabilir. Örneğin; her çocuk aynı dönemde konuşmaya başlamayabilir, aynı sesleri aynı zamanda çıkartamayabilir. Bu durumda paniklememeli ancak ;”babası da geç konuştu, kardeşi de böyleydi’’ gibi kalıp tespitlerle rahat davranılmamalıdır, takip ve gözlem elden bırakılmamalıdır. Diş yapısında bozukluk, dil bağı, v.b. fizyolojik sıkıntılar olabilir. Anlattığımız kritik dönem de geçirilmeden ancak bireysel farklılıklar da göz önüne alınarak doğru adımlar atılmalıdır. Konuşma gecikmesi beraberinde göz teması kuramama, sosyal uyum yetersizliği, iletişime geçememe gibi eksikliklerle gözlemleniyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Yine bu dönemde çocuğa faydalı uyaranlarla zenginleştirilmiş, gelişimini besleyici, ortamlar yaratmak da çok önemlidir. Bir çocuğun gelişiminin hızlanması, o dönemde olması beklenen davranışı başarabilmesi için ona fırsat sunmak, ortamı hazırlamak esastır. Sürekli televiyzon karşısında oturttuğumuz, parka götürmediğimiz, yerinden sakın kalkma dediğimiz çocuğumuzun fiziksel anlamada hızlı bir gelişim göstermesini bekleyemeyiz. Başka bir örnek vermek gerekirse konuşmayı öğrenemeyen bir çocuğumuzun işaret ile her dediğini anında ona sunarak ‘’su’’ demeden eline suyunu vererek konuşmayı ona ihtiyaç olarak algılatamayız. Tek başıma yemek yemesini isteyip dökülür, yiyemez diye eline çatal kaşık vermediğimiz bir çocuk bu öz bakım becerisini öğrenemez.

Çocukları gözlemlediğimiz; psikomotor (fiziksel kas becerileri), dil, bilişsel, sosyal-duygusal, öz bakım gelişim alanları birbiriyle etkileşim ve uyum içinde gelişir. Örneğin; az önceki örnekte olduğu gibi çatal-kaşık tutma bir kas becerisidir ancak çatal kaşık kullanarak bağımsız yemek yeme bir öz bakım becerisidir. Bu da demektir ki psikomotor alanda geri kalmış bir çocuk bu öz bakım becerisini de gerçekleştiremez.

Tüm bu sebeplerle erken çocukluk dönemi hassas ve meşakatli bir dönemdir.

Fulya Mutlu

Özel Eğitim Alanında Uzman Öğretici