Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocukların Sosyal İletişim Becerileri ve Dil Gelişim Özellikleri

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal etkileşim eksikliği ve tekrarlı davranışlar ile karakterizedir. OSB’nin ortaya çıkmasında nörobiyolojik faktörler, çevresel faktörler, genetik faktörler etkili olmaktadır. Bu faktörlerden bir veya bir kaçı OSB’nin şiddetini arttıran etmenler olabilir. OSB ile ilgili en erken belirtiler, çocukların dil konuşma gelişimi ve sosyal etkileşim becerilerinde ortaya çıkmaktadır.
Aynı zamanda OSB’li çocuklarda sözel olmayan iletişim davranışlarındaki güçlükler gözlenmektedir. Örnek verecek olursak; göz kontağı ve beden dilinde ki sınırlılıklar, jestleri kullanma ve anlamada güçlükler, sözel olmayan iletişim davranışları ve yüz ifadelerinin kullanımda sınırlılıklar. Normal gelişim gösteren bebeklere göre erken dönemde belirtilerini göstermektedir. OSB’li çocuklar jestler ve temsili jestleri yerinde kullanmakta güçlük çekerler. Sosyal iletişimde jestler ifadeyi destekler ve anlatımı güçlendirir. Normal gelişim gösteren çocuklarda jestler amaçlı iletişimin başlaması ile erken dönemde gerçekleşir. Normal gelişim gösteren çocuklar ile OSB’li çocuklar arasında jest kullanımıyla ilgili büyük derecede fark gözlenir. OSB’li çocukların jest kullanımı sınırlıdır.
Rol model alma ve taklit, çocukların öğrenim sürecinde önemli bir unsurdur. Ancak otizmli çocuklarda taklit becerilerinin ve rol modelin daha önemli olduğunu belirtmek gerekir. Nitekim çocukların birtakım davranışları kazanabilmeleri için taklit etmeleri gerekir. Otizmli çocuklar, soyut bilgileri anlamlandırmakta güçlük çekerler fakat gösterilen davranışları taklit ederek öğrenme süreçlerinde başarıya ulaşabilirler. Taklit, her çocuğun öğrenme sürecinde önemli bir yere sahip olan bir unsurdur. Yalnızca dilin ve çeşitli davranışların, işlevlerin öğrenilmesini değil, sosyalleşmeyi de sağlar. Bebeğin ebeveynin davranışlarını taklit etmesi ve ebeveynin ona verdiği tepkiler, bebeğin ilk sosyal deneyimidir. Diğer insanlarla ilk olarak bu şekilde ilişki kurar. Otizmli çocukların eğitiminde de taklidin böyle bir işlevi vardır.
Çocukların hayatının temel ve vazgeçilmez parçalarından biri oyundur. Oyun herhangi bir amaca yönelik olmayan gönüllü bir aktivitedir. Bu nedenle oyun terapisi otizmli çocukların psikolojik gelişmelerine destek vermek amacıyla uygulanan en etkili yöntemlerden biridir. Otizmli çocuklar için en doğal öğrenme aracı olan oyunlar, çocukların keşfetmesinde ve kendini ifade etmesinde yardımcı olmaktadır. Duyduklarını ve gördüklerini sınayan, deneyen ve pekiştiren otizmli çocuklar bu davranışları oyun sayesinde yapabilmektedir.
Otizmli çocuklar iletişim kurmada eksik oldukları gibi, ilgi gösterme konusunda da tam yeterliliğe sahip değildirler. Ayrıca otizmli çocuklar oyuncaklar ile sembolik olarak oynamak yerine oyuncakları tekrarlayıcı olarak sallama, döndürme gibi hareketler yaparlar. Bunların yanı sıra otizmli çocukların bir diğer oyun özellikleri; kendileri oyun başlatmazlar. Bu sebeple başkalarını taklit ederler, izlemekle yetinirler ya da ilgilenmezler.
OSB’li çocukların, ortak dikkate yanıt vermede ve ortak dikkati başlatmada sınırlılıklar sergiledikleri görülmektedir. OSB’li çocukların, ortak dikkati başlatmada gösterdikleri sınırlılıklar ile ortak dikkate yanıt vermede gösterdikleri sınırlılıklar karşılaştırıldığında, ortak dikkati başlatmada daha yoğun sınırlılıklar sergiledikleri yaygın olarak rapor edilmektedir. Normal gelişen çocuklarla karşılaştırıldığında, OSB’li çocukların büyük çoğunluğunun dili kazanmada gecikmeler sergiledikleri rapor edilmektedir. Bu nedenle yapılan araştırmalarda OSB’li çocukların gelişiminde dil ve iletişim becerileri temel ilgi alanlarından biridir. Geçmişten günümüze farklı kuramcılar ve araştırmacılar, ortak dikkat becerilerinin erken dil kazanımındaki önemine vurgu yapmakta ve dilin ortak dikkat yaşantıları sırasında öğrenildiğini savunmaktadırlar.
Otizmli çocukların normal gelişim gösteren çocuklarla aynı gelişimsel sırayı takip etmelerine rağmen biçimbilgisi gelişimlerinde belirgin bir gecikmenin olduğunu belirten araştırmalar yapılmıştır. Özellikle eylem kökenli sözcüklerin bağımlı biçimbirimlerinde otizmli çocuklar düşük performans gösterebilmektedir.
OSB olan çocuklarda semantik (anlam bilgisi) bileşeni adı altında sözcük dağarcığı gelişiminde gecikme gözlenir, anlamsız sözcük kullanma ve sözcük uydurma gibi sıra dışı gelişimsel özellikler de görülebilmektedir.
OSB olan çocuklarda dilin kullanım bilgisine ilişkin bozukluklar görülmektedir. Kullanım bilgisi dilin daha çok sosyal alanda etkilenmesi ile görülmektedir. Dilin kullanım bilgisine ilişkin bozukluklar, söz öncesi dönemde ortak dikkat ve jestler gibi erken dönem sözel olmayan sosyal iletişim becerilerinde bozukluklarla başlamaktadır. Yeni sohbet konusu başlatma, sohbeti sürdürebilme gibi dilin işlevsel kullanımına ilişkin bozukluklarla kendini göstermektedir.
Sosyal etkileşimde güçlük, iletişim, dil ve konuşma güçlükleri, sınırlı ilgi ve yineleyici, takıntılı davranışlar otizmli çocukta görülen temel sorunlardandır. En önemli sorunlardan biri iletişim sorunu olarak konuşma geriliği veya konuşamama durumudur. Sosyal iletişim için önemli olan konuşma becerisi otizmli çocukta yaşıtlarına göre geride veya hiç yoktur. Konuşmanın sosyal iletişimde ne derece önemli olduğu bilinen bir gerçektir. Yeni doğan bir bebek önce karşısındakini dinler, zamanla tepki vermeye ve konuşmaya başlar. Algısal farklılıklar nedeni ile otizmli çocuklarda yaşıtlarına göre konuşma geriliği görülür. Tepki verme ve konuşma bakımında yaşıtlarına göre geride olduğundan sosyal iletişimde sorun yaşar.

Kübra Deniz Sukuşu
Dil ve Konuşma Terapisti

Kaynakça
Akçamuş, M. Ç. (2016). Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocukların Sosyal İletişim Becerileri ve Dil Gelişim Özellikleri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 163-190.

1
Merhaba ben Digiyardım,
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Powered by