Disleksi Nedir? 

Disleksi en yaygın görülen “özgül öğrenme güçlüğü” tipidir. Yaygın olarak “okuma bozukluğu” olarakta bilinir. Bireyin zekası normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, zekasına ve verilen eğitime göre öğrenmede güçlük yaşaması olarak tanımlanmaktadır. Disleksiye genel olarak disgrafi “yazma alanındaki öğrenme güçlüğü” ve diskalkuli‘nin “matematiği öğrenmede güçlük” eşlik ettiği görülür.

Dislektik bireyler; okuma, anlama, yazma, konuşma, bilgiyi kullanma, problem çözme, mantık yürütme, dinleme ve matematiksel bilgileri anlamada güçlük yaşarlar. Ancak gereken destek ve eğitim verildiğinde ilerleyen yaşlarda bu güçlüğü aşabilmektedirler. Bunun pek çok başarılmış örnekleri vardır. Örneğin; Albert Einstein, Thomas Edison, Mozart, Stephan Hawking, Winston Churcill, Agatha Christie gibi isimler insanlık için icatlar yapan, siyasetle, müzikle, edebiyatla uğraşmış dünyaca tanınan dislektik örneklerden bazılarıdır.

Disleksinin Belirtileri

Disleksinin okul öncesi dönemdeki belirtileri; telaffuz hataları, tanıdığı insanların isimlerini hatırlayamama, devrik cümleler, duyduğu cümleyi hatırlayamama, yönleri karıştırma, zıt kavramları zor öğrenme, geç konuşma, kalem tutmada zorluk, ya da çizgi çalışmalarında isteksizlik, dikkatinin dağınık olması, makas kullanmak gibi el göz koordinasyonu gerektiren becerilerde yetersizlik gibi durumlar olarak görülmektedir. Bu belirtiler sürekliyse ve sık oluyorsa Disleksi’den şüphelenilmelidir. Ancak unutulmaması gereken şey tüm belirtiler kendini göstermeyebilir.

Okul dönemindeki belirtileri ise; çizgi çalışmalarında isteksizlik, yazı ve çizgilerde ölçüsüzlük, harfleri bir türlü öğrenememe, sesleri ve harfleri yazarken karıştırma, okumada isteksizlik, ödevlerde akranlarına göre yavaş olmak, sürekli kısa Metin’leri okumayı ve yazmayı istemek, bakmadan yazmada zorlanma, kısa süreli bellekte sorun yaşama, önemli vurguları kaçırma, dikkatin dağınık olması, yapılan çalışmanın bir an önce bitmesini istemek, okurken ya da yazarken ekleri atlamak, benzeterek okumak, zamanı ayarlayamamak gibi belirtileri vardır.

Disleksiden Erken Tanı ve Müdahalenin Önemi.

Yapılan araştırmalara göre erken tanı için risk gösteren semptomlar belirlenir. Risk grubundaki çocuklar okul öncesi dönemde destekleyici programlar sayesinde gelecek yaşlarda tanılanacak semptomları büyük oranda azaltırlar. Erken müdahale programlarının içeriği çocuğun gelişim düzeyine uyacak şekilde planlanmalı ve ince motor, dikkat, zihinsel beceriler ve sosyal becerileri kapsaması gerekir. Erken müdahale programı okuma yazma becerilerinin geliştirilmesi ve yaşından beklenen akademik desteğin verilmesi şeklinde planlanır.

Erken müdahale çocukların yalnızca akademik olarak değil duygusal ve davranışsal olarak da kendilerini iyi hissetmelerini sağlamaktadır. Erken müdahale programı sayesinde çocuk yaşıtlarından geri kalmaz ve duygusal olarak yalnızlık yaşamaz. Aldığı destek sayesinde zamanını planlamayı, kendi öğrenme yöntemini analiz etmeyi ve uygulamaya koymaya hazır hale gelir.

 Çocuğun Disleksi Olup Olmadığını Nasıl Anlarız?

Öncelikli olarak çocuğun Disleksi olup olmadığına mutlaka bir uzman karar vermelidir. Sizi şüpheye götürecek durumlar ise şöyle sıralanabilir;

  • Okuma yazmada, öğrenmede zorlanma

Alfabeyi öğrenmede güçlük yaşama

  • Hatalı okuma
  • Okuduğunu anlayamama
  • Soruları anlamakta zorlanma
  • Çabuk konuşma
  • Konuşurken “şey, yani” gibi ifadeleri sıkça kullanma
  • Kendini ifade etmede zorlanma
  • Atasözleri ve deyimleri öğrenememe
  • Zıt kavramları karıştırma
  • Yönerge takibinde zorlanma 

Nasıl Yardım Edilmeli?

Öğretmen ve ailelere büyük görev düşmektedir. Süreç; okul aile iş birliği ve özel eğitimci desteğiyle devam ettirilmelidir. Dislektik bireylere göre program hazırlanmalı ve uzman kontrolünde takibi sağlanmalıdır. Dislektik bireylerin motivasyonları ve başarılı olmaya dair inançları zayıftır. Öncelikle sabırlı olmak ve bu bireyleri motive etmek gerekir. Çalışmaları planlanırken; basitten karmaşığa, kolaydan zora, kısadan uzuna doğru yol almalıdır. En küçük başarılarına bile övgüyle karşılık vermek gerekir. Çalışmalar zevkli hale getirilmeli ve dikkatini dağıtacak her türlü uyarandan arındırılmış olmalıdır.

Dinleme, işitsel hafıza, süreli okuma, heceleme çalışmalarına sıkça yer vermek gerekir. Tüm etkinlikleri bireyin ilgileri ve ihtiyaçları göz önüne alınarak düzenlemek verimliliği sağlamanın kilit noktasıdır.

Disleksi ömür boyu süren bir durumdur. Ancak fark edilme zamanı ve verilen eğitime, desteğe bağlı olarak yetişkinlikte özgül öğrenme güçlüğü durumu olmaktan çıkarak başarılı bireyler olabilmektedirler. Özel yeteneklerini ön plana çıkartabilir ve hayata bizlerin bakamadığı açılardan bakarak apayrı bir pencere açabilirler.

V. Sinem AYDEMİR ZOR

Okul Öncesi Öğretmeni

Mesaj Yaz
1
Merhaba ben Digiyardım,
Size nasıl yardımcı olabiliriz?